|
BELİRLİ GÜNLER VE
HAFTALAR |
| CÜZZAM HAFTASI
(25 - 31 Ocak) |
 |
1876’da Norveçli bilim adamı Armauer Hansen
tarafından keşfedilen cüzzam mikrobu öncelikle, deri ve siniri
tutarak belirtilerini gösteren kronik seyirli bir enfeksiyon
hastalığıdır.
Ülkemizde cüzzam hastalığı sosyal hastalıklar arasında
sayılmaktadır. Her yeni bulunan hasta yaşamlarının sonuna kadar
değişik gereksinimlerinin çözümlenmesi ve çevrelerinin kontrolü
açısından kayıt altında tutulmaktadır. Yaklaşık 20 yıl içinde
yapılan çalışmalarla birlikte ön çalışmaların başladığı 1983
yılından 2002 sonuna kadar ülkemizde toplam 561 yeni hasta kayda
alınmıştır.
Halen 2002 yılı sonu verilerine göre ülkemizde 2605 hasta
bulunmakta ve bunlar kontrol altında tutulmaktadır. Bu
hastaların yaş ortalaması 60.50’dir.
Hastaların % 60.96’ini oluşturan 1588 hasta, lepranın sakatlık
sınıflamasına göre 2. derece (%60) ve daha üzerinde olmak üzere
sakattır. Yine aynı verilere göre 2002 yılı sonunda lepra
tedavisi süren hasta sayısı 42’dir.
LEPRA hastaları daha çok kırsal kesimdeki yoksul hastalardır.
Sağlık hizmetlerinden yeterince yararlanamamış bir kesimde
yoğunlaşmaktadırlar. Genellikle çok çocuklu ailelerde yaygındır.
Tek odada yaşayan, aynı kaptan yiyen, yetersiz ve tek tip
beslenen, direnci düşük ailelerde enfeksiyon daha çabuk yayılır.
Aile içinde uzun süre yakın temasta bulunulduğunda, hastalık,
direnci düşük doğmuş küçük çocuklara geçiyor. Lepralı,
tedavisini sürdürmüyorsa, sürekli öksürüp hapşırıyorsa başkasına
bulaştırma olasılığı var; verem gibi. BCG verem aşısı, yüzde 60
düzeyinde lepra mikrobundan da kişiyi koruyor. Genetik yatkınlık
da lepra hastalığının ortaya çıkmasında önemli bir faktör.
CÜZZAM HASTALIĞI NASIL YAYILIR?
Verem hastalığını yapan basille hemen hemen aynı türde olan bu
mikroba karşı doğal bağışıklığın bulunmaması (İnsanların tümüne
yakınında bu doğal bağışıklık vardır. Doğal bağışıklığın
olmaması hali, insanlara kendinden önceki soylarından geçen bir
özelliktir. Bu bağışıklık halini bir testle anlamak olasıdır.)
ve cüzzam mikrobu taşıyan bir hastayla uzun süreli ve yakın
temas halinde olmak sonucunda hastalığa yakalanmak mümkündür.
Erken teşhis ve tedavi edildiğinde kesinlikle iyileşen ve
bildirimi zorunlu bir hastalıktır. Hastalığın tek taşıyıcısı
insandır.
CÜZZAMIN BELİRTİLERİ NELERDİR?
Aşağıda sıralanan belirtilerden bir veya bir kaçı cüzzam
hastalığını düşündürmelidir:
- Vücudun herhangi bir yerinde deriden açık renkte, oval veya
yuvarlak, kabarık olmayan, hiçbir şikâyet yaratmayan kepeksiz,
bazen hafif duyu kusuru gösteren leke.
- Çocuklarda ve gençlerde burunda sürekli tıkanma ve sık sık
tekrarlayan burun kanamaları
- Deri üzerinde bir veya daha fazla kabarık plak şeklinde,
kılsız, terlemeyen, kepekli, mutlaka duyu kusuru olan lezyonlar
- Belirli yerlerde özelikle ön kol iç yüzeyde duyu eksilmesi
-4. ve 5. parmakların elde içe kıvrılması, avuç içi kaslarda
erime başlaması, kol ve bacak sinirlerinde kalınlaşma ve ağrılı
olmaları
- Kaşların uçlardan dökülmesi
- Vücutta pek çok yerlerde basilli nodüller
- Yüzde ödem, alın derisi ve kulakların morumsu kabarık ve sert
nodüllerle dolması
- Diz ve dirseklerde yara izleri
- Alt göz kapaklarının kapanmaması
HASTALIĞIN TEDAVİSİ
Teşhisi gecikmiş ve hiç veya düzenli tedavi görmemiş durumlarda
10–15 yıl sonra sakatlıklar gelişir. Hastalıkların ilk teşhis ve
tedavileri deri hastalıkları uzmanı bulunan devlet
hastanelerinde yapılır.
Aynı verem tedavisinde olduğu gibi en az üç ilaçtan oluşan bir
kombine tedavi ile en çok 2 yıl içinde hastalar tamamıyla tedavi
edilmektedir.
Tedavide etkin ilaçların varlığı ve bulaşıcılık baskı altına
alınabildiğinden hastalar sadece ön tedavi için hastaneye
yatırılır ve şekil bozukluklarının ameliyatla düzeltilmesi
yoluna gidilebilir.
TÜRKİYE’DE CÜZZAM
Ülkemizde cüzzam ile mücadeleyle, ilk kez Prof. Dr. Mazhar
Osman’ın 1919 yılında 40 kadar lepra hastası için Bakırköy Akıl
Hastanesi’nde özel bir bölüm açmasıyla başlandı. Bu girişim,
ülkemizdeki ilk cüzzam hastanesinin de temelini atan bir adım
niteliğini taşıyor. Ancak cüzzamın ülkemizde kontrol altına
alınması konusundaki en kapsamlı girişim, 1976 yılında
İstanbul’da Prof. Dr. Türkan Saylan ve arkadaşlarınca kurulan
Cüzzamla Savaş Derneği olarak kabul ediliyor.Ayrıca Ankara’da da
Cüzzam Savaş ve Araştırma Derneği adında gönüllü örgütler
bulunmaktadır.
Ankara’daki dernek Lepra Mecmuası adıyla bilimsel bir yayın
organı çıkarmaktadır. İstanbul’daki dernek ve vakıf ise çeşitli
sosyal etkinlikler yaparak ve yardımseverlerle ilişkiye geçerek
hastaların sosyal sorunlarını çözümlemek, ekonomik açıdan
yardımcı olmak,
hasta çocuklarının eğitimlerini sürdürmeleri amacıyla burs
vermek, hastalara iş bulmak ve özellikle kendi yaşadıkları
çevrede üretken hale getirmek için yoğun çaba harcamaktadır. Tüm
merkezler ve gönüllü kuruluşlar Sağlık Bakanlığı ile işbirliği
yaparak her yıl Ocak ayının son haftasında Cüzzamla Savaş
Haftası düzenlemektedirler. Tüm dünyada her yıl ocak ayının son
pazar günü Devlet Sağlık Örgütü’nün önerisiyle "Dünya Cüzzam
Günü" olarak anılmaktadır.
|
|